Salı, Ekim 27, 2009
Lazer Epilasyon!
Benim öyle aman aman beni uğraştıracak gibi bir sorunum yok ama tamamen yok olmalarını düşünmek bile güzel geliyor. Epilasyon aletiydi, sir ağdaydı zaman ayırmak istemiyorum.
*Denemiş olanların tecrübelerini paylaşmasını rica etsem :)
*İstanbul- Avrupa yakasında (fikrimi değiştirmezsem) gidilebileceğim hij.yenik, insan ilişkileri iyi olan çalışanlara sahip mekanlar hakkında tavsiye bekliyorum!
Evet bu sıralar onlara taktım :p
Şimdiden teşekkürler!
Cumartesi, Ekim 10, 2009
İlk akla gelenler...
*Saçlarım uzun olduğu için mi bilemiyorum. Kendinden olan bukleleri azaldı. Aktardan 20 küsür yağdan oluşan bakım kürü satın aldım. Bir kavanoz için 28TL ödedim. Hafta da 2 kez diplerine masaj yaparak yedirmemi gece sürüp sabah yıkamamı önerdiler. Ama o kafayla uyumak imkansız. Ben evde olduğum günler erkenden uyguluyor gece geç saatte yatmadan önce yıkıyorum. Saçlarımda boya da olmadığından parlaklığı gözle görülür bir şekilde arttı. Ama yağlardan bazıları çok ağır kokuyor. Ve o kafayla tüm gün dolaşmak çok can sıkıcı :)) Güzellik için katlanmayacağımız şey yok.

Perşembe, Ekim 08, 2009
Gerçekten aşık olunca nasıl hissedilir?
Prof. Doğan Şahin NET bir şekildeiçinde bulunduğumuz durumu özetlemiş ;
Nasıl anlıyorduk yaşadığımız şeyin, “gerçek aşk” olup, olmadığını?
* Gerçekten aşıksanız, “Acaba ben bu insanı seviyor muyum?” diye bir soru, asla aklınıza gelmez. “Acaba başka biriyle daha mı mutlu olurum?” da demezsiniz. Hem güven hissedersiniz, hem coşku, hem mutluluk, hem de arzu. Hepsi birden. “Acaba, beni terk eder mi? Bırakır mı?” gibi endişeleriniz olmaz. Ona olan ilgi ve hayranlığınızı rahatlıkla ifade edebiliyorsunuzdur. “Çok seviyorum ama söyleyemiyorum...” bu da, bir probleminiz olduğu anlamına gelir.
Resim Asortik'ten tşkler :)
* Çocuğa çok sevgi vermek, çocuğun her ihtiyacını karşılamak, “Hayır!” dememek de başka bir sorun bu arada. Bir de böyle bir şey var. Karı-koca çalışıyorlar, çocuklarına yeteri kadar zaman ayıramıyorlar, eve geldiklerinde ise çocuk ne isterse yapmaya çalışıyorlar, çocukla sürekli oynuyorlar, sen isterse satın alıyorlar. Bu çocuklar tabii yok nedir bilmiyorlar, “Hayır!”dan anlamıyorlar. Herhangi bir sınır konduğu zaman, sevilmediklerini, istenmediklerini sanıyorlar. Evde her istedikleri yapıldığı için ve kendilerini öyle değerli hissettikleri için, okula gittiklerinde bir arkadaşından silgi istiyorlar, karşısında ki “Vermem!” deyince, oturup ağlıyorlar. Çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Bir çocuğun her istediğini yapmak, ona “Hayır!” dememek, şımartmak, sevmek değil. Zaten çoğunlukla bunlar suçluluk duygusuyla yapılıyor. İnsanlar günümüzde çocuklarının kendilerini sevmeyeceğinden korkuyorlar. Seni niye sevmesin çocuğun? “Çocuğum beni sevmezse?” diye korkan, o korkuyla çocuklarını tepelerine çıkaran binlerce, milyonlarca insan var...
Çünkü insanlar birbirlerini daha az sevmeye başladılar... Bu cümlede ki haklılık payı beni çok üzüyor. Vaktiniz varsa okuyun yoksa yaratın. Faydalı olacağına inanıyorum.
Birde benim çıkardığım sonucu yazmak istedim. Hayatta elde etmek istediğiniz herşey için çok ama çok emek harcamanız gerekiyor. Tamam çok seviyoruz birlikteyiz aman ne mutluyuzla olmuyor. İlişkiyi sürekli canlı tutmak için elden ne geliyorsa yapılmalı. Hayatın koşturmacasına kapılmadan yaşamak istediğiniz gibi bir aşk yaratmak kendi elimizde bence.
Devrik cümleler kraliçesi AYSUN :) Günlerden sonra bugün işlerim başımdan aşkınken en sorunlu olduğum konu da kelimelerimi toparlayamamam normal olsa gerek :)
İlk fırsatta kendi son durumum hakkında bir yazı yazmayı istiyorum.
Hayat güzel!
Yaşamak da öyle (;
Mutlu hafta sonları!
*Ah bi de şöyle güzel bir resim bulabilseydim. Resimsiz yazıları hiç sevmiyorum!
Perşembe, Ekim 01, 2009
Hislerime tercüman olmus
BİR: Üstlendiği her rolü aynı mimik ve edayla oynamasına rağmen büyük oyuncu triplerine girmesi nedeniyle...
YEDİ: Sade suya tirit bir televizyon dizisinde canlandırdığı “Ha.luk” karakterini bile üzerinden atamadığı halde Al Pacino havası atması nedeniyle...
Oturmamış kişilik yapısı adamı düşürür!
TAMER Karadağlı’nın Hülya Avşar’ın programında, hakkımda söylediği şeyler (Soyunarak gündemde kalmaya çalışıyor/ Madem kocası izin veriyor, memelerini de açsın/ Memelerini görmek istiyorum) kalitesizliğin, pespayeleşmenin örneği...
Daha bir sürü ipe sapa gelmez şey...
Başka erkeklerin çapkınlık hikayeleriyle paralellik kurmalar, günah çıkarmalar, aklınca gazetecilere laf sokmalar...
Hepsi, “Benimle ilgilenin!” çığlığı...
Çok çaresiz bulduğumu itiraf etmeliyim.
İntikam almak isteyen birinin daha akıllı olması gerekir.
İntikam alma isteyişinin sebebi de, onun hakkında yazdığım olumsuz bir yazı.
Ayrıldıktan sonra karısıyla yaptığım röportaj yüzünden diğer gazeteci arkadaşlarımla birlikte, bana da kafa atmaya çalışıyor.
Hesaba katmadığı bir şey var, ben Arzu Balkan yerine konuşamam, ancak onun konuştuklarını aktarırım. Bunu kavramaya yetecek kadar zeki olması beklenirdi. Can Dündar’ın ve Ali Kırca’nın eşiyle neden röportaj yapmadığımı soruyor. Bu da duyduğum en abuk soru. Hangi gazeteci istemez? İstedim, onlar kabul etmedi, ama kendi karısı etti...
Yeniden insanların ilgisini yakalamak istiyorsan, ortaya iyi bir şey koy, iyi bir film, iyi bir dizi ya da git karınla birleş ya da kendine yeni bir sevgili bul!
Ama tabii kadınlar da artık akıllandı, senin gibi bir adamla birlikte olmak istemiyorlar.
Senin meselen, ortaya çıkarılmış kasetler, karını aldatman filan değil, oturmamış karakterin yüzünden zor durumdaki bir kadını yarı yolda bırakmış olmak...
Affedilmediğin nokta o...
Sen hâlâ hedefi şaşırtmaya uğraşıyorsun...
Yemezler!
Pazartesi, Eylül 21, 2009
Genlerimde Çiftçilik varmış meğer :)
Oyunlarla hiç bir zaman aram iyi olmadı.
Ama bu çiftlik beni benden aldı.
Yapılacak işlerimi unutabilirim ama hasat kaldırmayı asla :)Ha! ha! ho!hohi!hi!
Bayramın 1.günü felaket kalabalık geçti.
Sanırım bizim ev birde ablamla erkek kardeşimin düğünlerinde bu kadar kalabalık olmuştur. Yemekler yendi, çay-tatlı ikramları, aynı anda bir sürü insan neşeyle sohber etti.
Gelen ufaklıklar mıncıklandı.
Evde ki kırılacak objeler saklandı.
Aynı anda herkes çalan telefonlarına koştu.
Arkadaş ve dostlarımın Bayram mesajı geçmemesine çok sevindim.
Hepsi ayrı ayrı cevap yazarken söyleniyordu.
Bense gülümsedim. Çok gereksiz bir eylem anlayın artık.
Komik,eğlenceli,yorucuydu.
Efe'den minikleri görünce bizimkinin nasıl büyüyüp adam olduğunun idrakına varıldı.
Babamın diğer minikle top oynamasına izleyemeye daha fazla dayanamayan Efe hiç yapmadığı şekilde babama beklemediği bi anda sağlam bir kroşe geçirerek yine tüm ilgiyi üstünde topladı.
Hepimiz babamın ifadesine çok güldük.
Ev boşalıp da çekirdek (bu kelime çok komik geliyor) ailemizle başbaşa kalınca hep birlikte ohhh dedik.
Biz sakinliği seven bir aileyiz.
Yine de bu Bayram diğerlerinden daha güzeldi.
Ali Nesin'inden bağış ve yazdıklarıma istinaden kibar, içten bir cevap aldım.
Cumartesi, Eylül 19, 2009
Nesin Vakfı Sular Altında!

Annemin günlerdir hatırlattığı fitre, zekat görevlerimi yerine getirdim.
Ülkemin sizler gibi gençlere çok ihtiyacı var.
